Gökçe Fırat
Habur’dan Geldi CHP’ye Girdi!

Habur Teröristinin Avukatı CHP’de

CHP Kurultayı toplandı ve bitti. Kurultay’ın CHP için en büyük “kazanımı”, yıllarını CHP’ye veren isimlerin, CHP yöneticilerinin dışlanırken, geçtiğimiz ay partiye yeni üye olan bir ismin, Parti Meclisi’ne girmesi oldu!

Bu isim Diyarbakır Barosu’nun eski başkanlarından Sezgin Tanrıkulu.

Sezgin Tanrıkulu’nun yönetici olarak girdiği CHP, elbette bundan önceki CHP’den çok daha farklı olacaktır.

Peki kimdir bu Sezgin Tanrıkulu?

Bu adam, Habur’dan giren PKK’lı terörist grubun avukatlığını üstlenen birisidir!

Yani Türk insanını isyan ettiren o Habur görüntülerinin avukatıdır kendisi.

Ve bu adam, Habur teröristinin avukatı olan bu adam, Habur zihniyetini CHP’ye sokmuştur.

Elbette CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun onlara uzattığı “iktidar havucu”na kanmayan duyarlı ve tutarlı delegeler bu adamın üstünü çizmiştir ama Habur teröristleri nasıl Türk sınırından içeri girdiyse, Habur avukatı da CHP yönetimine girmiştir!

Böylelikle Habur kapısını açan ve oraya devletin savcılarını gönderen Tayyip Erdoğan’la, Habur teröristlerinin avukatını kırmızı halı ile parti yönetimine sokan Kılıçdaroğlu, aynı yolda birleşmişlerdir.

Tayyip’i Türkiye’nin başına getiren ABD, Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getirmiş ve iki partiye de terör avukatlarını doldurmuştur. İpler ABD’nin elindedir ve artık Kılıçdaroğlu’nun CHP’si de Tayyip’in AKP’sinin yolunda ilerlemektedir.

Apo da CHP’ye Girecek mi?

CHP içinde uzun süren bir Kürtçü darbe tezgahı vardı.

İlk önemli adım Gürsel Tekin’in İstanbul İl Başkanlığına getirilmesi ile atılmıştı.

Ama Kürtçülere bu yetmedi ki Gürsel Tekin’i partinin ikinci adamlığına kadar yükselttiler.

Bu da yetmedi Diyarbakırlı Kürtçü Mesut Değer’i parti yönetimine taşıdılar, onu da genel başkan yardımcısı yaptılar.

Ama bu bile yetmedi ki Sezgin Tanrıkulu gibi bir terörist avukatını da Parti Meclisi’ne soktular.

İnsan ister istemez sormak ihtiyacı hissediyor: Sırada kim var?

Bir sonraki adım Apo’yu CHP’ye sokmak mı?

Olmaz olmaz demeyin.

Bugün Apo’nun piyonluğunu üstlenen BDP’li önemli isimler eskiden SHP’nin milletvekili değil miydi sanki!

Ahmet Türk’ler ve Leyla Zana’lar hangi parti sayesinde siyasete girdiler?

Onlar varken yanlarında Mesut Değer de vardı.

Bir süreliğine ayrılan yollar anlaşılan yeniden CHP’de buluşuyor.

Celal Doğan gibi Antep’i, Fikri Sağlar gibi Mersin’i Kürtçülerin şehri haline getiren isimler CHP’ye geri döndüğüne göre, eski dostlar CHP’de buluşacak demektir!

Clinton’un Adamı Sezgin Tanrıkulu

Tabii asıl önemli olan perde arkasındaki Amerika’dır. CHP’yi “Kürtçülüğe karşı bir parti” konumundan “Kürtçü bir parti” konumuna dönüştüren güç ABD’dir.

Baykal’a kaset komplosunu kuran Kılıçdaroğlu’nun ABD tarafından işbaşına getirildiği elbette biliniyor.

Nitekim bugüne kadar Kılıçdaroğlu’nun ağzından Amerikan karşıtı tek bir kelime çıkmadı.

Gizli sohbetlerde ise Kılıçdaroğlu’nun arkasında Amerika’nın olduğu, o nedenle CHP’nin iktidar yapılacağı söylentisiyle CHP tabanının isyan etmesi engellenmeye çalışılıyor.

Gürsel Tekin gibi hem Fethullah’a, hem PKK’ya “ılımlı”, ABD’ye ise açıkça son derece “sıcak” bakan bir isimle CHP’deki Amerikancı ekip güçlenmişti.

Ama Sezgin Tanrıkulu bu açılardan tam bir bomba transferdir. Kendisi ABD’nin önceki başkanlarından Clinton’la Türkiye’de görüşen 6 kişiden birisidir.

1999’da Clinton Türkiye’ye geldiğinde, Sezgin Tanrıkulu ile bir görüşme yapmıştı. Görüşmenin nedeni Tanrıkulu’nun Robert F. Kennedy Vakfı tarafından verilen İnsan Hakları Ödülü’nü almış olması.

Bill Clinton’un eşi Hillary Clinton şu anda ABD Dışişleri Bakanı olduğuna göre, Tanrıkulu’nun CHP içinde kimlere hizmet edeceğini de anlamış oluyoruz! Zaten adamın bürosunda Hillary Clinton’un resmi de asılıymış.

Jurnalci, Amerikancı, Kürtçü...

Gelelim Tanrıkulu’nun neden bu ödüle layık görüldüğüne...

“CIA Pençesinde Kürt Açılımı” kitabının yazarı, Amerikan-Türk ilişkileri konusunda uzman gazeteci Yılmaz Polat’ın yazdıkları ile anlayabiliriz neden bu ödülü aldığını:

“.... Robert Kennedy anısına düzenlenen insan hakları ödülüne Türkiye’den iki kişi uygun bulunmuştu: Diyarbakır Barosuna kayıtlı Av. Sezgin Tanrıkulu ve insan hakları savunucusu Av. Şenal Saruhan. Tören ABD Kongre binasının büyük salonundaydı.

“Ödülleri verecek olan Senatör Edward Kennedy’nin Türklerden hoşlanmadığı bir sır değildi. Seçim eyaleti Massachussets’teki Rumlara uyarak Türkiye karşıtı politikalar izliyordu.

“21 Kasım 1997’de ödül törenine 300’ü aşkın konuk katıldı. PKK temsilcileri de oradaydı. Edward Kennedy ödül alacak kişileri tanıtırken Sezgin Tanrıkulu’nun insan hakları savunucusu, masum bir avukat olduğunu belirtti: ‘Bu masum insan DEP’lileri ve halkı savunduğu için hapis yattı’ dedi.

“Sezgin Tanrıkulu, elindeki yazılı metni okudu. Türk askerinin sistemli bir şekilde Doğu’daki köyleri yok ettiğini, sivil halkı öldürdüğünü, işkence uyguladığını ileri sürdü ve ‘Türkiye’nin, Kürdistan diye bilinen, Güneydoğu’sunda savaş var. Son 10 yılda, 26 bin kişi öldürüldü. Bunların 3 bini siyasi suikast sonucu öldürüldü. Savaş bölgesinde avukatlık yapan birisi olarak ne çektiğimi bilemezsiniz.’ dedi ve yüzüne iliştirdiği ağlamaklı ifadeyle yerine oturdu.”

KCK’nın avukatı: Tanrıkulu

Evet; Türkiye’yi suçladığı, Güneydoğu’ya Kürdistan dediği için ödül almıştı Tanrıkulu!

Peki 1997’den sonra bu tavrından vazgeçti mi?

Elbette hayır, aksine daha da azılı bir Kürtçü oldu.

Habur teröristlerine avukatlık yapmak tek özelliği değil bu zatın, aynı zamanda KCK’nın da avukatı.

KCK, bilindiği gibi PKK’nın devlet yapılanması. PKK bu örgütü açıkça kabul ediyor, kendisine bağlı olduğunu söylüyor. KCK’ya devlet geçtiğimiz yıl bir operasyon düzenledi, içlerinde belediye başkanları da dahil pek çok KCK’lı terörist tutuklandı.

Ortada terörist olur da Tanrıkulu boş durur mu, elbette hemen avukat cübbesini giyip bunları savunmaya girişti.

Ece Temelkuran, KCK davası hakkında Sezgin Tanrıkulu ile görüşmesini şu şekilde aktarıyor:

“Dava avukatlarından eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu, ‘Devlet onları rehin aldı’ diyor KCK davasında yargılanan 1600 kişi için:

“‘Başka bir açıklaması yok. Çünkü biz avukatları olarak onların suçlandığı toplantılara katılmışız, yaptıklarını yapmışız. Onlar içeride biz dışarıdayız.’”

Tanrıkulu’na göre devlet teröristi esir almış!

Ve ne diyor, biz de aynı şeyi yaptık KCK’lılarla!

Bizim dediğimizi söylemiş yani Tanrıkulu:

Ha KCK’lılar ha Sezgin Tanrıkulu!

Yaptıkları aynı, bulundukları yer farklı, birileri hapiste ama hapiste olması gereken birisi de şu anda CHP yönetiminde...

“Yeni CHP”nin Yeni Politikaları: Genel Af ve Anadilde Eğitim

Gazeteci Neşe Düzel’in sorusuna şu cevabı veriyor yine Tanrıkulu:

“— Barışın olabilmesi için ne gerekiyor?

“— Barışın olabilmesi için önce çatışma ortamını sona erdirecek adım atılmalı ve operasyonlar durdurulmalı. Sonraki mesele, yeni bir anayasa yapılarak Kürtlerin kendilerini ifade edebileceği bazı düzenlemeleri yapmaktır. Vatandaşlık tanımı ve anadilde eğitim gibi düzenlemeleri getirmektir. Bütün bunlar için siyasal muhataplarla görüşülmelidir.”

Demek ki Kılıçdaroğlu’nun “Yeni CHP”si PKK’nın anadilde eğitim talebini savunacaktır.

Sadece anadili değil genel affı da!

Referandum döneminde Kılıçdaroğlu “genel af”tan bahsetmişti. Epey de tepki almıştı parti içinden.

Ama “Yeni CHP”nin yeni yöneticisi Tanrıkulu da aynı şeyi savunuyor. İşte bu konudaki görüşleri:

“— Hükümetin af söylemine karşı çıkması süreci nasıl etkiler?

“— Af olmasa bile bir çözüm bulunur. Sonuç itibariyle çatışmayla, şiddetle, bu işin olmayacağını bu işin bitmesi gerektiğinin söylenmesi önemlidir. Af olmaz af benzeri bir çözüm bulunur. Adına af demek de çok doğru değil zaten. Benzer düzenlemeler geçmişte de yapılmıştı.

“— Geçmişte yapılan düzenlemelerden sonra bundan yararlanan teröristlerin tekrar dağa çıktığı yönünde eleştiriler var. Yine aynısı olur mu?

“— Bakın, Türkiye’nin Kürt sorununda geldiği nokta, uluslararası konjonktör artık silahlı yöntemle bir yere gidilemeyeceği yönünde. Siyasetin önü açılırsa kimsenin durduk yerde tekrar silahlı örgüt kuracak, tekrar dağa çıkacak diyecek hali yok. Türkiye’nin şartları, Kürtlerin içinde bulunduğu durum zaten buna elverişli değil.

“— Siz ne öneriyorsunuz?

“— Silahlı örgüt militanları silahlarını bıraktıktan itibaren haklarında hiçbir soruşturma yapılmamalı. Üç yıl içerisinde suç işlememeleri halinde dosyaları imha edilmeli. Siyasal ve sosyal hayata katılmalarının önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalı.”

Demek ki Tanrıkulu’nun Habur teröristinin avukatlığına soyunmasının teorik bir altyapısı varmış, bu demeç sayesinde öğreniyoruz!

CHP’nin Genleriyle Oynayan Kılıçdaroğlu

CHP Kurultayı’nın açılış konuşmasında Kılıçdaroğlu, kendince bir benzetme yaptı, CHP’

nin genleriyle oynanmamış bir parti olduğunu söyledi:

“CHP büyük partidir, köklü partidir, yerli partidir. CHP genleriyle oynanmamış bir partidir.”

Evet zaten mesele de tam olarak bu.

CHP gibi, köklü, büyük bir partinin genleriyle oynamak için ABD, Kılıçdaroğlu ve ekibini CHP’nin başına getirdi.

Bakın Kılıçdaroğlu CHP için “yerli” bir partidir diyor ama doğrusunu söyleyelim, onun ağzına alamadığı kelimeyi telaffuz edelim: CHP “ulusal” bir partidir.

CHP’nin 6 Okundan birisi milliyetçiliktir.

İşte o ulusal genlerden rahatsız olan ABD, CHP’nin içine Kürt çü genler enjekte etmiş ve bu karışımdan “Yeni CHP” yaratmaya çalışmaktadır. Ama görüldüğü kadarıyla Kürtçü genler son derece baskındır. Ulusalcı gen ise yok edilmiştir.

Amerikan laboratuvarında üretilen bu yeni CHP’den olsa olsa klonlama ile üretilen Dolly gibi bir koyun çıkar.

ABD’nin her istediğini yapacak koyun gibi bir parti.

Peki CHP’liler isyan etmez mi bu duruma?

Kurultay’da da görüldüğü gibi pek çok CHP’li oynanan oyunu görmüş ve Kürtçü ekibin lideri olan Gürsel Tekin’in üstünü çizmiştir.

CHP’nin delegesinin verdiği tepkiyi elbette seçmen de verecektir.

CHP’li seçmeni koyun yerine koyan, her koşulda bize oy verir diyen Yeni CHP’nin yeni yönetimi seçimlerde büyük bir bozgun yaşayacaktır.

(TÜRKSOLU, sayı 305, 20 Aralık 2010)

Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi gönderebilirsiniz:
Size ulaşmamız için lütfen aşağıdaki formu doldurun:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0   )
Cep Tel: ( 0   )
E-posta: 
Şehir: