İleri Dergisi 22. Sayı: Atatürkçü İdeoloji: Altı Ok

 

Atatürkçü İdeoloji: Altı Ok

İLERİ' DEN
İleri’nin bu sayısında Atatürkçülüğün 6 Ok’unu inceliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkeleri de olan 6 Ok, aynı zamanda Atatürkçü ideolojinin de temel ilkeleridir. Buna karşılık Atatürkçü aydın ve bilim adamlarının 6 Ok’a gereken değeri vermediğini görüyoruz. Atatürk 6 Ok’u özgün bir ideolojik program olarak ortaya koymuştu. Oysa O’ndan sonra gelenler Atatürkçülüğü bağımsız bir ideoloji olmaktan çıkarttıkları gibi, 6 Ok’u da Atatürkçülük dışında başka ideolojilerin çerçevesi içine attılar. Bu sayımızda 6 Ok’un ayrıntılı bir incelemesine girişerek, Atatürkçülüğün neden Ulusal Sol bir ideoloji olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz.

GÖKÇE FIRAT Atatürkçü İdeoloji
Atatürkçülük, taklit bir ideoloji değildir. Atatürkçülüğün referansı eski çağın ideoloji ve uygulamaları değil modern çağın kendisidir. Bu nedenle de Atatürkçülük, eski çağ kalıp ve modelleri içine sığdırılamaz ve hapsedilemez. Altı Ok ve Atatürkçülük, kendine özgü çıkış noktaları olan, gelişim süreci olan, ama sonuçları tüm dünyanın mazlum milletleri için bir çok şey ifade eden bir ideolojidir. Bu ideolojinin adı Ulusal Sol’dur. Ulusal Sol’un, Türkiye’deki adı Atatürkçülüktür.

ÖZGÜR ERDEMCumhuriyetçilik: Hakimiyeti Milliye’nin Sağlanması ve Korunması
Kemalist Devrim’in temel felsefesini yansıtan sözcüklerden biri tam bağımsızlıksa, diğeri de “Hakimiyeti Milliye”dir. Tüm devrimler, tüm mücadeleler, tüm ilkelerin temelinde bu felsefe vardır. Cumhuriyetçilik ise milletin bir bütün olarak karar verici ve yönetici irade olmasını sağlamanın ilkesidir. Aynı zamanda millet egemenliğini tekrar emperyalizme teslim etmemenin ve rejimi emperyalizmin desteklediği saltanatçılar, hilafetçiler, liberaller, gericiler gibi işbirlikçilere karşı korumanın ilkesidir. Kısacası Cumhuriyetçilik “Hakimiyeti Milliye”yi sağlamanın ve sağlam tutmanın mekanizmasıdır.

ÖZGÜR BİLLUR Milliyetçilik: Türk’ün Kurtuluş İdeolojisi
Türk için iki seçenek vardır: Ya milliyetçidir, ya da işbirlikçi. Milli olmak zaten doğal bir süreçtir, siyasi bir tercih değildir. Millet veya ulus ait olunan milliyeti ifade eder. O milliyet üzerine inşa edilen ideoloji de milliyetçiliktir. Milliyetçiliği içine sindiremeyen Marksist kökenli kimi solcuların uydurduğu bu ulusalcılık, emperyalizme karşı milliyetçi tavır alamayan ırkçı-Turancıların ve şeriatçıların da işine gelmiştir. Çünkü onlar da millete değil, ümmete ya da ırka dayanırlar. Milliyetçiliği karalama kampanyası öyle etkili olmuştur ki, Atatürkçüler bile milliyetçiyim demeye korkar hale gelmişlerdir. Çekine çekine ulusalcıyım diyebilmekteler ancak.

İNAN KAHRAMANOĞLU Halkçılık İdeolojisi
Atatürkçülüğün Altı Ok olarak simgeleşen ideolojik çerçevesi içinde halkçılık, Batı dışı bir toplumsal yapı inşa etme mücadelesinin temel doğrultusuydu. Batı toplumlarında iki farklı sınıfa dayanan toplumsal yapıya karşın, halk devleti olarak tanımlanan Türk milli devleti, bir sınıf devleti olarak tanımlanmamıştı. Halk devleti, sınıf farkı gütmeksizin bütün milletin kalkınmasını ve toplumsal refahın artmasını sağlayacak bir mekanizmaydı. Altı Ok’a yönelik muhalefetin temel propaganda malzemelerinden birisi de burada cevaplanmalıdır. Kemalist rejim, kendisini bir sınıfa ait olarak tanımlamadığı için ezilen sınıfların çıkarlarını korumamakla suçlanmaktadır.

KAYA ATABERK Türk Çağdaşlaşması ve Uluslaşmasının Yolu: Kemalist Lâiklik
Türk çağdaşlaşması aslında Altı Ok’un tüm ilkelerinin bir arada uygulanmasıyla başarılı olabilmiştir. Lâiklik Altı Ok’un çağdaşlaşma programının tamamlayıcı parçası olarak diğer oklarla beraber varolmuştur. Lâiklik milliyetçi, halkçı, öze dönmeci uygulamalarla beraber hayata geçmiştir. Kendine çizdiği yolun en önemli ilkesi de Batı uyduluğuna karşı mücadeledir. Bu bağımsızlık yolunun toplumsal ve tarihsel tamamlayıcısı olan lâikliğin önemi Batı tarafından da saptanmıştır. Milliyetçi, halkçı yapının sağlamlığı lâiklikte kritik bir destek bulmuştur.

ALİ ÖZSOY Devletçilik: Emperyalizmden Kopuşun ve Devrimin Ekonomik Modeli
Sıkça yapılan bir yorum devletçiliğin 1930’lardaki dünya ekonomik krizinin bir sonucu olan geçici bir politika olduğudur. Atatürkçülüğe sağdan ve “soldan” yapılan saldırıların ortak noktası devletçiliğin özgün bir politika olmadığı, kapitalist sistemin geçici ihtiyaçları sonucu ortaya çıktığı şeklindeki yorumdur. Oysa devletçilik devrimin 1919’dan itibaren verdiği temel mücadelenin yani emperyalizmden bağımsız kalkınma mücadelesinin doğal sonucudur. Türk devriminin özgün yanı, bu devrimin daha önce doktrinde yazılı veya pratik edilmiş bir örneği olmamasıdır. Nitekim devrimin önderleri ısrarla Türk modelinin kapitalist modelden de Sovyet modelinden de farklı olduğunu vurgulamıştır.

GÜNEŞ AYAS Devrimcilik
Rejimi kurtarmak ve devrimi sürdürmek görevi yine genç kuşağa düşüyor. Bu noktada devlet kademelerinde belli yerlere, bürokrasiye dayanarak rejimi koruma yolu bütünüyle kapanmıştır. Atatürk’ün İstanbul’dan kopup profesyonel devrimci olarak Anadolu bozkırını tutuşturduğu gibi Atatürkçüler şimdi de bugünün Ankara’sından kopup aynı işi yapmalıdır. Kapıkulu Atatürkçülüğü dönemi kapanmıştır, devrimcilerin tek dayanağı Türk milletidir. Onun için hiçbir yere değil ama yalnız halka dayanmalı ve tüm güçleri yeniden Türk Anadolu ortasında toplama zamanıdır.

GÖKTUĞ DİREK 6 Ok Fırladı Yayından
İlkeler; bir tarihsel dönem için öngörülmüş, o dönem içerisinde esas olarak değişmeyecek ve dönemin sona erdirilmesinde tayin edici role sahip düşünce ve davranış modelleridirler. Haliyle günübirlik tutumların konusu olmadıkları gibi, görünür gelecek bakımından geçerli olan taktiğin de ötesinde rol oynarlar. Bu bakımdan onlar, açık ve kesin bir biçimde stratejinin konusudurlar. Dolayısıyla siyasetin temelinde yatan ideoloji ile en sıkı bağlar içerisinde anlam kazanırlar. Bu sebeple, 6 Ok’un içeriğine vakıf olabilmek için; doğrudan doğruya Gazi’nin, hangi tarihsel davanın takipçisi olduğunu bilmek durumundayız.

MURAT ŞEKERTÜRK Yeni Sömürünün (Post-Küresel Sürecin) Yeni Uşağı: Liberal Sol
Egemen sistemin modernist dönemde oluşturduğu sosyal demokrasi, postmodern dönemde görünürde devrimci etiketli fakat tüm devrimci dinamiklerden yoksun bırakılan bir liberal sola bırakmış; egemen sistemin devrimci öze karşı yarattığı ikinci sosyal demokrasi oluşumu da böylece başarıyla sonuçlandırılmıştır. 21. yüzyılda devrimci dinamikleri taşıyan, tek anti-emperyalist anlayış Ulusal Sol olarak görülmektedir. Hatta sol miras yalnızca Ulusal Sol tarafından sahiplenilmektedir de denilebilir.

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Altın Oklar
Tarihsel gelişimi, göstermeye çalıştığı ereklerin saygınlığı ve önemi altıoku ikinci bayrağımız gibi sevdirmişti. Bir yararlı aygıtın hangi ülkenin malı olduğuna bakılmaksızın kullanılması anlamında altıokun çizdiği yolları, gösterdiği yönü gözeterek değerlendirilmesi gerekir. Kaldıki kaynağını Atatürk’ün oluşturduğu ilkelerin tanıtımıdır. CHP içinde yıllarca önemli görevlerde bulunup da sonradan yeni bir parti kurarak ayrılanların kötülemeye çalıştıkları 27 yıl ve karalamaya çabaladıkları altıok yansız biçimdedeğerlendirildiğinde kimsenin söyleyeceği söz olamaz. Daha doğrusu tarihi ve kendini bilen olumsuz bir şey söyleyemez.

ÖNER YAĞCI 6 Ok Nereden Nereye
Türkiye toprağını “hasta adam”lığa dönüştüren gelişmelerin ve bu dönüşüme karşı ilerici atılımların tarihine baktığımızda en doğru, en bereketli, en coşkulu, en duyarlı, en bilinçli, en ilerici atılımın Müdafaayı Hukuk’la başlayıp Kuvayı Milliye ile süren ve Cumhuriyet’le süren devrimcilik olduğunu görürüz ki Türklerin ulus olarak ilerici atılımları başaracağına olan inançla sürekli devrimciliğin bileşkesi olan Cumhuriyet bunun kanıtıdır. Adı Bağımsızlık Savaşı (İstiklal Harbi) olarak konulan bu ölüm-kalım savaşı zorunlu bir devrimin savaşıydı ve emperyalist paylaşımın dayatmalarından kurtulmak için, böyle bir savaş dışında başka hiçbir yol ve yöntem yoktu.

TALAT TURHAN Manzara-i Umumiye:2004
Anglo-Sakson egemenliğindeki masonik ve siyonist karar merkezleri önce kendi çıkarlarına hizmet edecek kişileri kulüplerine, yani uluslararası örgütlere üye yapıyorlar.. Yani, ‘global elit’ ya da ‘küresel seçkin’ sınıfına sokuyorlar.. Sonra da kontrollarındaki medyayı kullanarak yıldızlarını parlatıp halklarına seçtiriyorlar. Ülkelerinde ‘seçilmiş’ yönetici konumuna getiriyorlar. Nitekim, Bilderberg üyesi olan küresel seçkinlerimiz arasında; cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, büyükelçiler, akademisyenler, holding patronları ve medya mensuplarının olduğunu görüyoruz. Bu cephe, otomatik olarak ABD çıkarlarını kollayıp gözetme misyonu üstlenmektedir.

CİHAN DURA Halkçılık Işığında Atatürkçü Olmak
Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir “Halk devletidir” der ve halkçılığı kısaca “Hükümetin, halkın eline geçmesi;” biraz genişçe, “gücün, kudretin, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka ait olması” diye tanımlar. Dolayısiyle, bize “halk yönetiminin, lâyık olduğu gelişme noktasına eriştirilmesini” hedef olarak gösterir. Halkçılığın ikinci ögesi eşitliktir. Bu; hiçbir kişiye ya da sınıfa ayrıcalık tanımamak, yasalar önünde eşit olmak anlamına gelir. Atatürk son derecede ileri bir eşitlikçiydi: Onun reformları “kentsel ve kırsal alanlar, üst ve alt sınıflar, Türkler ve azınlıklar, yönetilenler ve yönetilenler arasındaki boşluğu kapatmayı” amaçlamıştı.

PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Türk Solu ve Kemalizm
1920’lerde Türkiye’de Almanlar’la birlikte İngiliz ve Fransızlar’a karşı Enver Paşa’nın temsil ettiği İttihatçılık çizgisi Mustafa Kemal tarafından reddedilerek İngiliz ve Fransızlar’a karşı Bağımsızlık Savaşı verilmiştir. Bu dönemde Ruslarla geçici bir yol arkadaşlığından sonra Ruslar’ın sömürgeci talepleri nedeniyle bunlara karşı bir tavır gelişmiştir. Bu tavır sonucu Atatürk döneminde Türkiye’nin hem Rusya’ya hem Amerika’ya hem Almanya’ya karşı dünya ekonomik sisteminden koptuğu bir döneme girilmiştir. Türkiye devletçi bir politikayla en hızlı gelişmesini sağlamıştır.

HAKAN COŞKUNARSLAN Turar Rızkılov
Turar Rıskulov Bütün Rusya Türk Halkları Komünistleri II. Toplantısında kendisine yöneltilen suçlamalara cevap verirken “Pantürkizm fikrinin Türk asıllı halklar için çok büyük faydası olduğunu” açıklar. “Avrupalı emperyalistlerin tarif ettikleri Pantürkizm hayatta olmamıştır. Onun başka türü var. Bizim kastettiğimiz Türkiye, emperyalist Türkiye’dir. O şu anda yok. Doğunun pek çok halkını arkasından sürükleyen yeni Türkiye var. Bizim elimizde, Asya’da, Türkistan’da toplumu Şura
kuruluşuna çekmede, çok önemi olan Kemalist ayaklanmanın tecrübesi var. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. Ayrıca Pantürkizmi eski bakış açısından incelemenin gereği yok.”

HÜSEYİN ADIGÜZEL Nerimanov ve Milliyetçi Komünizm
Nerimanov’a göre dünya halkları, istismar edenler ve istismar edilenler olarak iki büyük sınıfa bölünmüştür. İstismar edenlerin milliyetçiliği, istismar edilenleri dilinden, dininden, tarihinden, edebiyatından, adet ve ananelerinden, kültür ve medeniyetinden uzaklaştırmak için vardır ve bu milliyetçilik kesinlikle reddedilmelidir. İstismar edilen halkın milliyetçiliği ise, kendi dilini, tarihini, edebiyatını, adet ve ananelerini, kültürünü ve medeniyetini korumak için vardır ve istismar edenlere karşı en büyük silah olduğu için kesinlikle kullanılmalıdır. Bu bakımdan Nerimanov’un milli eğilimli Bolşevik ideolojisi milliyetçiliğin, istismar olunan halklardaki şekline karşı değildir.

İSKENDER ÖZTURANLI Atatürk’ün Aydınlık Yolundan Sapmalar
Ne yapıp yapıp dini devletin dışına, ulusal eğitimin dışına çıkarmak zorundayız. Din, insanlıkla yaşıt olduğu için toplumun dışına atılamaz. Ama devletin dışına atılabilir ve atılmalıdır. Dinin yeri tapınaklar ve vicdanlardır, sokaklar, alanlar ve parlamentolar değildir. Hele tüm eğitim ve öğretim yerlerinin devletin denetiminde olduğu düşünülürse, buralarda cumhuriyet düşmanı yetiştirilmesini anlamak da kolay değildir. Böyle bir uygulama uygarlığa ve çağdaşlığa aykırı olduğu gibi, yürürlükteki anayasaya da aykırıdır.

YALÇIN ÖLMEZ Türkiye Gerçekleri ve Halkçı Eğitim
Bursa gibi bir kentimizde yaşayan kadınlarımızın bile %20’si hâlen okuyamaz, yazamaz. Gecekondulaşma çığ gibi artmakta. Ülke genelinde okulsuz, öğretmensiz yörelerimiz hâlâ mevcut. Bölgelerarası dengesizlikler, toplumsal çatışma ve kutuplaşmaları kışkırtmakta. Hal böyleyken, son yıllarda Cumhuriyetçiliği cum“hurracılık”, Milliyetçiliği milli“yatçılık” Devletçiliği “devret”çilik, Laikliği la“ikilik”, İnkılâpçılığı inki“lüpçülük” ve Halkçılığı da “halt”çılık olarak algılayanlarımızın çoğaldığı bir ortamda, daha fazla zaman kaybetmeden gaflet uykusundan uyanmamız gerek.

HALİS DOĞAN Kültür ve Kimlik “El elin eşeğini ıslık çalarak ararmış” halk sözünde olduğu gibi başkasının sözüyle gözüyle ancak bu kadar olurmuş. Bir yerde ekonomik kayıplar önemsenmeyebilir. Gelecek kuşaklar zararları geri alabilir diye düşünülebilir. Ancak hafızası kaybolmuş, kimliğini kaybetmiş nesiller bunu sağlayamazlar. Tarihte çok örnekleri görüldüğü gibi eriyip giderler. Onun için tarih önemlidir. Onun için kültür önemlidir. Onun için kimlik önemlidir. Ancak önemsenmesi gereken tarih, kültür, kimlik kendisine ait olan olmalıdır.)

Atatürkçü İdeoloji Okulu: Kadro
Atatürkçü İdeoloji Okulu: Kadro
GÖKÇE FIRAT Kadro Bir Davadır Ve Yoluna Devam Ediyor!
KADRO
DR. VEDAT NEDİM Müstemleke İktisadiyatından Millet İktisadiyatına (Kadro, Sayı 1, Ocak 1932)
BURHAN ASAF İnkılâbımız ve Hilâfet (Kadro, Sayı 1, Ocak 1932)
ŞEVKET SÜREYYA İnkılâp Bitti mi? (Kadro, Sayı 3, Mart 1932)
ŞEVKET SÜREYYA Halk Evleri (Kadro, Sayı 3, Mart 1932)
DR. VEDAT NEDİM Niçin ve Nasıl Sanayileşmemiz Lâzım? (Kadro, Sayı 6, Haziran 1932)
ŞEVKET SÜREYYA Derebeyi ve Dersim (Kadro, Sayı 6, Haziran 1932)
ŞEVKET SÜREYYA Millî Kurtuluş Hareketlerinin Ana Prensipleri1 (Kadro, Sayı 8, Ağustos 1932)
BURHAN ASAF Arkada Kalan Darülfünun (Kadro, Sayı 8, Ağustos 1932)
YAKUP KADRİ Türkçe (Kadro, Sayı 9, Eylül 1932)
BURHAN ASAF Millî Kurtuluş Hareketleri ve Bunların İnkılâp Nazariyeleri (G. Safarof’a cevaptır) (Kadro, Sayı 9, Eylül 1932)
DR. VEDAT NEDİM Devletin Yapıcılık ve İdarecilik Kudretine İnanmak Gerekir (Kadro, Sayı 15, Mart 1933)
ŞEVKET SÜREYYA Emperyalizm Şahlanıyor mu? (Kadro, Sayı 16, Nisan 1933)
FALİH RIFKI Kuvayı Milliye (Kadro, Sayı 16, Nisan 1933)
ŞEVKET SÜREYYA Bir Münakaşanın Manası (Kadro, Sayı 17, Mayıs 1933)
AHMET HAMDİ Kapitalizm (Emperyalizm) ile Millet İktisat Rejimi ve Ferdiyetçilik ile Devletçiliğin Manaları (Kadro, Sayı 18, Haziran 1933)
İSMAİL HÜSREV Türk Köylüsü Bir Toprak Reformu Bekliyor (Kadro, Sayı 21, Eylül 1933)
ŞEVKET SÜREYYA Biz Avrupa’nın Hayranı Değil, Mirasçısıyız! (Kadro, Sayı 29, Mayıs 1934)
KADRO (Kadro, Sayı 35-36, Aralık 1934-Ocak 1935)