|

İLERİ'
DEN
İleri’nin bu sayısında Atatürkçülüğün 6 Ok’unu inceliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkeleri de olan 6 Ok, aynı zamanda Atatürkçü ideolojinin de temel ilkeleridir.
Buna karşılık Atatürkçü aydın ve bilim adamlarının 6 Ok’a gereken değeri vermediğini görüyoruz. Atatürk 6 Ok’u özgün bir ideolojik program olarak ortaya koymuştu. Oysa O’ndan sonra gelenler Atatürkçülüğü bağımsız bir ideoloji olmaktan çıkarttıkları gibi, 6 Ok’u da Atatürkçülük dışında başka ideolojilerin çerçevesi içine attılar.
Bu sayımızda 6 Ok’un ayrıntılı bir incelemesine girişerek, Atatürkçülüğün neden Ulusal Sol bir ideoloji olduğunu ortaya koymaya çalışıyoruz.
GÖKÇE
FIRAT Atatürkçü İdeoloji
Atatürkçülük, taklit bir ideoloji
değildir. Atatürkçülüğün referansı eski çağın ideoloji ve uygulamaları
değil modern çağın kendisidir. Bu nedenle de Atatürkçülük, eski
çağ kalıp ve modelleri içine sığdırılamaz ve hapsedilemez. Altı
Ok ve Atatürkçülük, kendine özgü çıkış noktaları olan, gelişim
süreci olan, ama sonuçları tüm dünyanın mazlum milletleri için
bir çok şey ifade eden bir ideolojidir. Bu ideolojinin adı Ulusal
Sol’dur. Ulusal Sol’un, Türkiye’deki adı Atatürkçülüktür.
ÖZGÜR
ERDEMCumhuriyetçilik: Hakimiyeti Milliye’nin
Sağlanması ve Korunması
Kemalist Devrim’in temel felsefesini
yansıtan sözcüklerden biri tam bağımsızlıksa, diğeri de “Hakimiyeti
Milliye”dir. Tüm devrimler, tüm mücadeleler, tüm ilkelerin temelinde
bu felsefe vardır. Cumhuriyetçilik ise milletin bir bütün olarak
karar verici ve yönetici irade olmasını sağlamanın ilkesidir.
Aynı zamanda millet egemenliğini tekrar emperyalizme teslim etmemenin
ve rejimi emperyalizmin desteklediği saltanatçılar, hilafetçiler,
liberaller, gericiler gibi işbirlikçilere karşı korumanın ilkesidir.
Kısacası Cumhuriyetçilik “Hakimiyeti Milliye”yi sağlamanın ve
sağlam tutmanın mekanizmasıdır.
ÖZGÜR
BİLLUR Milliyetçilik: Türk’ün Kurtuluş
İdeolojisi
Türk için iki seçenek vardır: Ya milliyetçidir,
ya da işbirlikçi. Milli olmak zaten doğal bir süreçtir, siyasi
bir tercih değildir. Millet veya ulus ait olunan milliyeti ifade
eder. O milliyet üzerine inşa edilen ideoloji de milliyetçiliktir.
Milliyetçiliği içine sindiremeyen Marksist kökenli kimi solcuların
uydurduğu bu ulusalcılık, emperyalizme karşı milliyetçi tavır
alamayan ırkçı-Turancıların ve şeriatçıların da işine gelmiştir.
Çünkü onlar da millete değil, ümmete ya da ırka dayanırlar. Milliyetçiliği
karalama kampanyası öyle etkili olmuştur ki, Atatürkçüler bile
milliyetçiyim demeye korkar hale gelmişlerdir. Çekine çekine ulusalcıyım
diyebilmekteler ancak.
İNAN
KAHRAMANOĞLU Halkçılık
İdeolojisi
Atatürkçülüğün Altı Ok olarak simgeleşen
ideolojik çerçevesi içinde halkçılık, Batı dışı bir toplumsal
yapı inşa etme mücadelesinin temel doğrultusuydu. Batı toplumlarında
iki farklı sınıfa dayanan toplumsal yapıya karşın, halk devleti
olarak tanımlanan Türk milli devleti, bir sınıf devleti olarak
tanımlanmamıştı. Halk devleti, sınıf farkı gütmeksizin bütün milletin
kalkınmasını ve toplumsal refahın artmasını sağlayacak bir mekanizmaydı.
Altı Ok’a yönelik muhalefetin temel propaganda malzemelerinden
birisi de burada cevaplanmalıdır. Kemalist rejim, kendisini bir
sınıfa ait olarak tanımlamadığı için ezilen sınıfların çıkarlarını
korumamakla suçlanmaktadır.
KAYA
ATABERK Türk
Çağdaşlaşması ve Uluslaşmasının Yolu: Kemalist Lâiklik
Türk çağdaşlaşması aslında Altı
Ok’un tüm ilkelerinin bir arada uygulanmasıyla başarılı olabilmiştir.
Lâiklik Altı Ok’un çağdaşlaşma programının tamamlayıcı parçası
olarak diğer oklarla beraber varolmuştur. Lâiklik milliyetçi,
halkçı, öze dönmeci uygulamalarla beraber hayata geçmiştir. Kendine
çizdiği yolun en önemli ilkesi de Batı uyduluğuna karşı mücadeledir.
Bu bağımsızlık yolunun toplumsal ve tarihsel tamamlayıcısı olan
lâikliğin önemi Batı tarafından da saptanmıştır. Milliyetçi, halkçı
yapının sağlamlığı lâiklikte kritik bir destek bulmuştur.
ALİ
ÖZSOY Devletçilik: Emperyalizmden Kopuşun ve
Devrimin Ekonomik Modeli
Sıkça yapılan bir yorum devletçiliğin 1930’lardaki
dünya ekonomik krizinin bir sonucu olan geçici bir politika olduğudur.
Atatürkçülüğe sağdan ve “soldan” yapılan saldırıların ortak noktası
devletçiliğin özgün bir politika olmadığı, kapitalist sistemin
geçici ihtiyaçları sonucu ortaya çıktığı şeklindeki yorumdur.
Oysa devletçilik devrimin 1919’dan itibaren verdiği temel mücadelenin
yani emperyalizmden bağımsız kalkınma mücadelesinin doğal sonucudur.
Türk devriminin özgün yanı, bu devrimin daha önce doktrinde yazılı
veya pratik edilmiş bir örneği olmamasıdır. Nitekim devrimin önderleri
ısrarla Türk modelinin kapitalist modelden de
Sovyet modelinden de farklı olduğunu vurgulamıştır.
GÜNEŞ
AYAS Devrimcilik
Rejimi kurtarmak ve devrimi sürdürmek
görevi yine genç kuşağa düşüyor. Bu noktada devlet kademelerinde
belli yerlere, bürokrasiye dayanarak rejimi koruma yolu bütünüyle
kapanmıştır. Atatürk’ün İstanbul’dan kopup profesyonel devrimci
olarak Anadolu bozkırını tutuşturduğu gibi Atatürkçüler şimdi
de bugünün Ankara’sından kopup aynı işi yapmalıdır. Kapıkulu Atatürkçülüğü
dönemi kapanmıştır, devrimcilerin tek dayanağı Türk milletidir.
Onun için hiçbir yere değil ama yalnız halka dayanmalı ve tüm
güçleri yeniden Türk Anadolu ortasında toplama zamanıdır.
GÖKTUĞ
DİREK 6 Ok Fırladı Yayından
İlkeler; bir tarihsel dönem için öngörülmüş, o dönem içerisinde
esas olarak değişmeyecek ve dönemin sona erdirilmesinde tayin
edici role sahip düşünce ve davranış modelleridirler. Haliyle
günübirlik tutumların konusu olmadıkları gibi, görünür gelecek
bakımından geçerli olan taktiğin de ötesinde rol oynarlar. Bu
bakımdan onlar, açık ve kesin bir biçimde stratejinin konusudurlar.
Dolayısıyla siyasetin temelinde yatan ideoloji ile en sıkı bağlar
içerisinde anlam kazanırlar. Bu sebeple, 6 Ok’un içeriğine vakıf
olabilmek için; doğrudan doğruya Gazi’nin, hangi tarihsel davanın
takipçisi olduğunu bilmek durumundayız.
MURAT
ŞEKERTÜRK Yeni Sömürünün (Post-Küresel Sürecin)
Yeni Uşağı: Liberal Sol
Egemen sistemin modernist dönemde oluşturduğu
sosyal demokrasi, postmodern dönemde görünürde devrimci etiketli
fakat tüm devrimci dinamiklerden yoksun bırakılan bir liberal
sola bırakmış; egemen sistemin devrimci öze karşı yarattığı ikinci
sosyal demokrasi oluşumu da böylece başarıyla sonuçlandırılmıştır.
21. yüzyılda devrimci dinamikleri taşıyan, tek anti-emperyalist
anlayış Ulusal Sol olarak görülmektedir. Hatta sol miras yalnızca
Ulusal Sol tarafından sahiplenilmektedir de denilebilir.
YEKTA
GÜNGÖR ÖZDEN Altın Oklar
Tarihsel gelişimi, göstermeye çalıştığı
ereklerin saygınlığı ve önemi altıoku ikinci bayrağımız gibi sevdirmişti.
Bir yararlı aygıtın hangi ülkenin malı olduğuna bakılmaksızın
kullanılması anlamında altıokun çizdiği yolları, gösterdiği yönü
gözeterek değerlendirilmesi gerekir. Kaldıki kaynağını Atatürk’ün
oluşturduğu ilkelerin tanıtımıdır. CHP içinde yıllarca önemli
görevlerde bulunup da sonradan yeni bir parti kurarak ayrılanların
kötülemeye çalıştıkları 27 yıl ve karalamaya çabaladıkları altıok
yansız biçimdedeğerlendirildiğinde kimsenin söyleyeceği söz olamaz.
Daha doğrusu tarihi ve kendini bilen olumsuz bir şey söyleyemez.
ÖNER
YAĞCI 6 Ok Nereden Nereye
Türkiye toprağını “hasta adam”lığa
dönüştüren gelişmelerin ve bu dönüşüme karşı ilerici atılımların
tarihine baktığımızda en doğru, en bereketli, en coşkulu, en duyarlı,
en bilinçli, en ilerici atılımın Müdafaayı Hukuk’la başlayıp Kuvayı
Milliye ile süren ve Cumhuriyet’le süren devrimcilik olduğunu
görürüz ki Türklerin ulus olarak ilerici atılımları başaracağına
olan inançla sürekli devrimciliğin bileşkesi olan Cumhuriyet bunun
kanıtıdır. Adı Bağımsızlık Savaşı (İstiklal Harbi) olarak konulan
bu ölüm-kalım savaşı zorunlu bir devrimin savaşıydı ve emperyalist
paylaşımın dayatmalarından kurtulmak için, böyle bir savaş dışında
başka hiçbir yol ve yöntem yoktu.
TALAT
TURHAN Manzara-i Umumiye:2004
Anglo-Sakson egemenliğindeki masonik ve siyonist
karar merkezleri önce kendi çıkarlarına hizmet edecek kişileri
kulüplerine, yani uluslararası örgütlere üye yapıyorlar.. Yani,
‘global elit’ ya da ‘küresel seçkin’ sınıfına sokuyorlar.. Sonra
da kontrollarındaki medyayı kullanarak yıldızlarını parlatıp halklarına
seçtiriyorlar. Ülkelerinde ‘seçilmiş’ yönetici konumuna getiriyorlar.
Nitekim, Bilderberg üyesi olan küresel seçkinlerimiz arasında;
cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, büyükelçiler, akademisyenler,
holding patronları ve medya mensuplarının olduğunu görüyoruz.
Bu cephe, otomatik olarak ABD çıkarlarını kollayıp gözetme misyonu
üstlenmektedir.
CİHAN
DURA Halkçılık Işığında Atatürkçü Olmak
Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti Devleti
bir “Halk devletidir” der ve halkçılığı kısaca “Hükümetin, halkın
eline geçmesi;” biraz genişçe, “gücün, kudretin, egemenliğin,
yönetimin doğrudan doğruya halka ait olması” diye tanımlar. Dolayısiyle,
bize “halk yönetiminin, lâyık olduğu gelişme noktasına eriştirilmesini”
hedef olarak gösterir. Halkçılığın ikinci ögesi eşitliktir. Bu;
hiçbir kişiye ya da sınıfa ayrıcalık tanımamak, yasalar önünde
eşit olmak anlamına gelir. Atatürk son derecede ileri bir eşitlikçiydi:
Onun reformları “kentsel ve kırsal alanlar, üst ve alt sınıflar,
Türkler ve azınlıklar, yönetilenler ve yönetilenler arasındaki
boşluğu kapatmayı” amaçlamıştı.
PROF.
DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Türk Solu ve Kemalizm
1920’lerde Türkiye’de Almanlar’la
birlikte İngiliz ve Fransızlar’a karşı Enver Paşa’nın temsil ettiği
İttihatçılık çizgisi Mustafa Kemal tarafından reddedilerek İngiliz
ve Fransızlar’a karşı Bağımsızlık Savaşı verilmiştir. Bu dönemde
Ruslarla geçici bir yol arkadaşlığından sonra Ruslar’ın sömürgeci
talepleri nedeniyle bunlara karşı bir tavır gelişmiştir. Bu tavır
sonucu Atatürk döneminde Türkiye’nin hem Rusya’ya hem Amerika’ya
hem Almanya’ya karşı dünya ekonomik sisteminden koptuğu bir döneme
girilmiştir. Türkiye devletçi bir politikayla en hızlı gelişmesini
sağlamıştır.
HAKAN
COŞKUNARSLAN Turar Rızkılov
Turar Rıskulov Bütün Rusya Türk Halkları
Komünistleri II. Toplantısında kendisine yöneltilen suçlamalara
cevap verirken “Pantürkizm fikrinin Türk asıllı halklar için çok
büyük faydası olduğunu” açıklar. “Avrupalı emperyalistlerin tarif
ettikleri Pantürkizm hayatta olmamıştır. Onun başka türü var.
Bizim kastettiğimiz Türkiye, emperyalist Türkiye’dir. O şu anda
yok. Doğunun pek çok halkını arkasından sürükleyen yeni Türkiye
var. Bizim elimizde, Asya’da, Türkistan’da toplumu Şura
kuruluşuna çekmede, çok önemi olan Kemalist ayaklanmanın tecrübesi
var. Bunu görmemezlikten gelemeyiz. Ayrıca Pantürkizmi eski bakış
açısından incelemenin gereği yok.”
HÜSEYİN
ADIGÜZEL Nerimanov ve Milliyetçi Komünizm
Nerimanov’a göre dünya halkları, istismar
edenler ve istismar edilenler olarak iki büyük sınıfa bölünmüştür.
İstismar edenlerin milliyetçiliği, istismar edilenleri dilinden,
dininden, tarihinden, edebiyatından, adet ve ananelerinden, kültür
ve medeniyetinden uzaklaştırmak için vardır ve bu milliyetçilik
kesinlikle reddedilmelidir. İstismar edilen halkın milliyetçiliği
ise, kendi dilini, tarihini, edebiyatını, adet ve ananelerini,
kültürünü ve medeniyetini korumak için vardır ve istismar edenlere
karşı en büyük silah olduğu için kesinlikle kullanılmalıdır. Bu
bakımdan Nerimanov’un milli eğilimli Bolşevik ideolojisi milliyetçiliğin,
istismar olunan halklardaki şekline karşı değildir.
İSKENDER
ÖZTURANLI Atatürk’ün Aydınlık
Yolundan Sapmalar
Ne yapıp yapıp dini devletin
dışına, ulusal eğitimin dışına çıkarmak zorundayız. Din, insanlıkla
yaşıt olduğu için toplumun dışına atılamaz. Ama devletin dışına
atılabilir ve atılmalıdır. Dinin yeri tapınaklar ve vicdanlardır,
sokaklar, alanlar ve parlamentolar değildir. Hele tüm eğitim ve
öğretim yerlerinin devletin denetiminde olduğu düşünülürse, buralarda
cumhuriyet düşmanı yetiştirilmesini anlamak da kolay değildir.
Böyle bir uygulama uygarlığa ve çağdaşlığa aykırı olduğu gibi,
yürürlükteki anayasaya da aykırıdır.
YALÇIN
ÖLMEZ
Türkiye Gerçekleri ve Halkçı
Eğitim
Bursa gibi bir kentimizde yaşayan
kadınlarımızın bile %20’si hâlen okuyamaz, yazamaz. Gecekondulaşma
çığ gibi artmakta. Ülke genelinde okulsuz, öğretmensiz yörelerimiz
hâlâ mevcut. Bölgelerarası dengesizlikler, toplumsal çatışma ve
kutuplaşmaları kışkırtmakta. Hal böyleyken, son yıllarda Cumhuriyetçiliği
cum“hurracılık”, Milliyetçiliği milli“yatçılık” Devletçiliği “devret”çilik,
Laikliği la“ikilik”, İnkılâpçılığı inki“lüpçülük” ve Halkçılığı
da “halt”çılık olarak algılayanlarımızın çoğaldığı bir ortamda,
daha fazla zaman kaybetmeden gaflet uykusundan uyanmamız gerek.
HALİS
DOĞAN Kültür
ve Kimlik
“El elin eşeğini ıslık çalarak
ararmış” halk sözünde olduğu gibi başkasının sözüyle gözüyle ancak
bu kadar olurmuş. Bir yerde ekonomik kayıplar önemsenmeyebilir.
Gelecek kuşaklar zararları geri alabilir diye düşünülebilir. Ancak
hafızası kaybolmuş, kimliğini kaybetmiş nesiller bunu sağlayamazlar.
Tarihte çok örnekleri görüldüğü gibi eriyip giderler. Onun için
tarih önemlidir. Onun için kültür önemlidir. Onun için kimlik
önemlidir. Ancak önemsenmesi gereken tarih, kültür, kimlik kendisine
ait olan olmalıdır.)

Atatürkçü İdeoloji Okulu: Kadro |
| GÖKÇE
FIRAT Kadro Bir Davadır Ve Yoluna Devam
Ediyor! |
| KADRO |
| DR.
VEDAT NEDİM Müstemleke İktisadiyatından
Millet İktisadiyatına (Kadro, Sayı 1, Ocak 1932) |
| BURHAN
ASAF İnkılâbımız ve Hilâfet (Kadro,
Sayı 1, Ocak 1932) |
| ŞEVKET
SÜREYYA İnkılâp Bitti mi? (Kadro, Sayı
3, Mart 1932) |
| ŞEVKET
SÜREYYA Halk Evleri (Kadro, Sayı 3,
Mart 1932) |
| DR.
VEDAT NEDİM Niçin ve Nasıl Sanayileşmemiz
Lâzım? (Kadro, Sayı 6, Haziran 1932) |
| ŞEVKET
SÜREYYA Derebeyi ve Dersim (Kadro,
Sayı 6, Haziran 1932) |
| ŞEVKET
SÜREYYA Millî Kurtuluş Hareketlerinin
Ana Prensipleri1 (Kadro, Sayı 8, Ağustos 1932) |
| BURHAN
ASAF Arkada Kalan Darülfünun (Kadro,
Sayı 8, Ağustos 1932) |
| YAKUP
KADRİ Türkçe (Kadro, Sayı 9, Eylül
1932) |
| BURHAN
ASAF Millî Kurtuluş Hareketleri ve
Bunların İnkılâp Nazariyeleri (G. Safarof’a cevaptır) (Kadro,
Sayı 9, Eylül 1932) |
| DR.
VEDAT NEDİM Devletin Yapıcılık ve İdarecilik
Kudretine İnanmak Gerekir (Kadro, Sayı 15, Mart 1933) |
| ŞEVKET
SÜREYYA Emperyalizm Şahlanıyor mu?
(Kadro, Sayı 16, Nisan 1933) |
| FALİH
RIFKI Kuvayı Milliye (Kadro, Sayı 16,
Nisan 1933) |
| ŞEVKET
SÜREYYA Bir Münakaşanın Manası (Kadro,
Sayı 17, Mayıs 1933) |
| AHMET
HAMDİ Kapitalizm (Emperyalizm) ile
Millet İktisat Rejimi ve Ferdiyetçilik ile Devletçiliğin Manaları
(Kadro, Sayı 18, Haziran 1933) |
| İSMAİL
HÜSREV Türk Köylüsü Bir Toprak Reformu
Bekliyor (Kadro, Sayı 21, Eylül 1933) |
| ŞEVKET
SÜREYYA Biz Avrupa’nın Hayranı Değil,
Mirasçısıyız! (Kadro, Sayı 29, Mayıs 1934) |
| KADRO
(Kadro, Sayı 35-36, Aralık 1934-Ocak
1935) |
|