|

GÖKÇE
FIRAT Solculuk, Milliyetçilik,
Kuvayı Milliyecilik
Mazlum millet ideolojisi, Birinci
Dünya Savaşı’nın bitiminde başlayan bir dönemin en özgün ürünüdür.
Dönem, bir yandan emperyalizme karşı Türkiye’de bir Kurtuluş Savaşı’nın
verildiği dönemdir. Bu savaş, mazlum milletlerin uyanışının ilk
işaretidir. Ancak bir ideoloji olarak Türk Devrimi’nin mazlum
millet ideolojisine katkısı, bu savaşla sınırlı kalmayacak, en
son 6 Ok’ta program haline getirilecektir. Kuvayı Milliye, bir
ittifakçılık ya da aşure idaolojisi değil mazlum milletler için
bütünsel, küresel bir bakış açısıdır. Tüm ezilen ülkeler için
geçerlidir. Bizim ülkemizde ise lideri Atatürktür o nedenle ideolojinin
adı Atatürkçülüktür.
GÜNEŞ
AYAS Türkiye’de Sol, Marksizm ve
Milliyetçilik
Türkiye’de solun Türkiye’yle bir ilgisi olmadığı
ortadadır. Ama onun solla da ilgisinin olmadığını ortaya koymak
gerekir. Dünyada bütün sol hareketler milliyetçiyken bizde solun
vatansız olması bunun kanıtıdır. Dünyadaki bütün sol hareketler
Atatürk’ü sahiplenirken Türkiye’deki solun Atatürk düşmanı olması
bunun kanıtıdır. Türkiye’de sol, bu yüzden ne Türktür ne de sol.
Gerçekten sol olmadığı için niçin Türk olması gerektiğini kavrayamaz.
Hiçbir zaman kendini Türk saymadığı için de tutarlı bir antiemperyalist
olamaz, bu yüzden solcu olma şansı da kalmaz.
ERKİN
YURDAKUL Neden İlle de Solculuk
Tam bağımsızlığı temel alan, dünya
çapındaki mücadelede sol cephede yer alan, bir halk devleti çizgisi
bizzat Atatürk’ün 20 yıla varan mücadelesi içinde adım adım yaratılmıştı.
Artık bu noktadan sonra solun birleştiriciliğini tartışmanın abesliği
ortadadır. Solun programı Türk devletinin Atatürk zamanındaki
Anayasası’na mal olmuş bir programdır. Sol, Türk iktidarının özünde
yer almaktadır. Bu yüzden siyasette değil Türklükte birleşenlerin
siyasal mücadelede sola açık olmalarına şaşırmanın da anlamı yoktur.
60 yıllık iktidardan sonra ise sağcılığı Türk milletine Kuvayı
İnzibatiye’nin gücü bile kabul ettiremez.
KAYA
ATABERK Türk Solu’nda Milliyetçilik
ve Sosyalizm
Sultangaliyef’ten günümüze gelen ulusal sol
çizginin bugün yeniden milliyetçi mücadelenin başına geçebilmesi
ancak Batıcı şablonlara karşı mücadele etmekle mümkün olacaktır.
Milliyetçiliğin burjuvaziden, solun da enternasyonalizmden arındırılması
bunun en önemli adımı olacaktır. Milliyetçiliğin ve sosyalizmin
tutarlı birliği bu yoldan yükselecektir.
İNAN
KAHRAMANOĞLU Türkiye’de “Milliyetçilikler”
ve Atatürk Milliyetçiliği
Milliyetçilik sömürgeci parçalamaya
karşı milleti varetme mücadelesini ortaya koyduğu için gerçekçi
bir fikirdi. Atatürk milliyetçiliği Anadolu’yu işgal eden emperyalistlere
karşı Türk milletinin kurtuluş ideolojisi olarak ortaya çıkmış
ve başarılı da olmuştu. Bu, aynı zamanda Atatürk’e gelinceye kadar
ortaya atılan milliyetçiliklerin hatalarının ortaya çıkması ve
bunun sonucunda da bu milliyetçiliklerin tasfiyesi anlamına geliyordu.
Atatürk milliyetçiliği de bu noktadan itibaren Türk milliyetçiliğinin
en son aşamasıydı. Yani Türk milliyetçiliği artık Atatürk milliyetçiliğiydi.
ALİ
ÖZSOY Milliyetçi Tavrı Kim Aldı?
Soğuk Savaşın başladığı yıllarda
ABD ilginç bir “milliyetçilik” türü yaratır. Bu milliyetçiliğin
temel ekseni komünizm düşmanlığıdır. Ancak buradaki komünizm Amerikan
çıkarlarına göre ve muğlak biçimde tanımlanır. Sömürgecilik karşıtı
hareketlere önderlik eden devrimcilerin hepsi “komünist”tir. O
zaman milliyetçilik emperyalizme karşı çıkanlara karşı savaşmalıdır.
Çünkü aslında onlar “halkı kandıran ve duygularını istismar eden
komünist ajanlar!”dır. Böylelikle tüm dünyada gerçek milliyetçi
hareketler millet düşmanı, tüm dünya milletlerinin düşmanı ABD
ise milliyetçilerin dostu ilan edilir.
YEKTA
GÜNGÖR ÖZDEN Milliyetçiliğimiz Ve...
Ezilen ulusların, sanayi toplumlarının
tekelci, kapitalist emperyalist büyümesine ve uluslar arası egemenliğine
karşı direnmesinin gücü olan milliyetçilik, Atatürk Türkiyesi’nde
büyüklenme, üstünlük kurma, yayılma, ele geçirme, egemenliğini
benimsetme değil, ulusların eşitliğini, karşılıklı güven ve saygıyı
öngören barışçı bir anlayışa dayanmaktadır. Türk Devrimi’nin birbirini
tümleyen ilkelerinden biridir. Her tür bölücülüğe ve ayrımcılığa,
ulusal değerlerden ödün vermeye karşıdır. Ülkemizde milliyetçilik
soylu, çağdaş, yapıcı bir anlayışla benimsenmiştir.
EMİN
SAMİ ARISOY Türk Solu, Türktür ve
Soldur!..
Türkiye’de sol ambalajıyla sergilenegelen
müsamereyi Türk Solu olarak nitelemek isteyen nakıs bir zihniyetin
varlığı malum. Oysa, Türkiye’deki solun Türk Solu ile hiçbir ilgisi
olmadığı gibi, şaka değil, acı bir gerçek; sol ile de hiçbir ilgisi
yok!.. Türkiye’deki sol ne Marksist ekonomik fikirleri savunuyor,
ne felsefi kökeni Marksizm ne de emperyalizmle sömürülen ulusların
çelişkisi umurunda!.. Türklükle de hiçbir yakınlığı yok. Sonuçta
ne Türk ne de sol!.. Oysa, Türk Solu, adı üstünde, Türktür ve
soldur. Türk Solu, Türk Milliyetçiliği temelinde ve Kemalizm’le
biçimlenen tarihsel bir süreç, tarihsel bir olgudur.
ÖNER
YAĞCI Yurtseverlik ve Sol-Sağ Ulusalcılık-Milliyetçilik
Sol, kendi ülkesine küfretmeyi
değermiş gibi benimseyemez, kendi ülkesinin zayıflaması için elinden
geleni yapamaz, kendi tarihine küfredemez, ulusal değerlerinden
ödün vermeyenleri çağın gerisinde kalmak ve milliyetçi olmakla
suçlayarak prim yapmaya çalışamaz. Bu olamazlara evet diyen, bunlarla
ortaya çıkan solun ulusalcı ve yurtsever çizgisini savunan sağ
varsa; milliyetçiyim, yurtseverim ve bunları savunuyorum diyen
sağ varsa; elbette sol onunla birlikte savaşım vermelidir, vermek
zorundadır. Yaşanan; sağ-sol birleşmesi ya da bütünleşmesi değil,
yurtseverlerin dünün Türkiye’sindeki yanlışlıklarını belirlemeleri
ve emperyalizmin dayatmalarına karşı ulusal değerleri savunarak
kendilerini yeniden tanımlamalarıdır.
BEDRİ
BAYKAM Tek hedef Atatürkçülüğün
yeniden iktidar olmasıdır
Sağ ve sol tarihte hep olmuştur.
Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’nda da olmuştur ve bugün de vardır.
Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu model net bir siyasi iktisadi
modeldir. Kemalizm ırkçılığı dışlayan, savaşı dışlayan, dil, din,
ırk ayrımını dışlayan, vahşi kapitalizmi dışlayan, gerçek anlamda
geleceği kucaklayan gerçek anlamda felsefi bir doktrindir. Siyasi
temelleri vardır, iktisadi temelleri vardır, kültürel temelleri
vardır, insani temelleri vardır ve aradan yüzyıl geçmesine rağmen
ayakta bu kadar sağlam durmasının özünde Kemalizmin bu derin temeller
üzerine kurulu olmasının getirdiği sağlam yapı vardır.
CEMAL
ŞENER Türkçü-Devrimci Diyaloğu Üstüne
Lenin’in 1920’lerde savunduğu “Ulusların
Kendi Kaderini Tayin Hakkı” düşüncesi tahrif edilerek, adeta karikatürize
edilerek bizde savunuldu. Bu anlayışla Türk solu önce kendi ulusuna
karşıt hale getirildi. Yani ezen ulusa karşı olma adı altında
Türk karşıtı, Türk düşmanı olarak eğitilmeye çalışıldı. Halbuki,
tarih değişik dönemlerde göstermiştir ki, ulusal menfaatlerini
savunamayan, milli menfaatlerini savunamayan anlayışın evrensel
olabilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu anlayış Türk gençliğini
kendi ulusal menfaatlerini savunmaktan alıkoymaktır. Bu anlayış
Türk gençliğini etnik bölücülerin Sevr’cilerin dümen suyunda yüzdürmektir.
PROF.
DR. MUSTAFA ERKAL Yeniden Varolmak,
Yeniden Dirilmek: Kuvayı Milliye
1919’daki gibi Türk milleti yok edilmek
istenmektedir. İnsanların yeniden Kuvayı Milliye diyerek birleşmelerinin
nedeni de buradadır. Millet yeniden uyanmakta ve direnmektedir.
İlk Kuvayı Milliye hareketi tabii olarak milliyetçilik üzerinde
yükseldi. Bugün de Kuvayı Milliye Türkiye’nin milli birlik ve
bütünlüğünü, milli bağımsızlığını esas alır. Bunun dışındaki hareketler
Kuvayı Milliye’ye karşı hareketlerdir. Herkes dün olduğu gibi
bugün de birleşmek, güçlerini bir araya getirmek durumundadır.
Ülkemizin bizden beklediği hizmete; menfaat dışı, reklam dışı,
küçük hesaplar yapmadan gerçekleri görerek koşmalıyız.
Prof.
Dr. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Solculuk, Ulusçuluk
ve Kuvayı Milliyecilik Kavramlarının İdeolojik ve Politik Kapsamları
Ulusallığın 18. yüzyıl Avrupası ile sınırlanması
ve vatanın burjuvazinin pazar alanı olarak ortaya çıkışı tezi
sosyolojik, antropolojik ve ekonomik politik veriler ile hiçbir
gerçekliği yoktur. Ulusallığın tarihi, etnik bir bütünleşme ve
teritoryal bir alana (vatan) yayılış tarihidir. Bu anlamda Türk
ulusallaşmasının 1920’lerle sınırlanması tarihin kökünden koparılmasıdır.
Türk Kurtuluş Savaşı Türk ulusallaşma sürecinin ileri bir aşamasıdır.
Orta Asya Türk topluluklarından Gazneliler’in İran’ı ele geçirmeleri,
Selçukluların Büyük Selçuklu devletini kurmaları İran ve Anadolu’nun
Türkleşmesinde önemli bir süreçtir.
Prof.
Dr. CİHAN DURA Atatürk’ün Bilimsel
Ulusçuluğu ve Ulusal Sol
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün “milliyetçilik”
anlayışına dayanır. Atatürk ulusçuluğunun iki koşulu vardır: Türk
ulusu çağdaşlaşmalıdır ve kendi ulusal varlığına ve benliğine
sahip çıkmalıdır. Bu iki koşul birbirini tamamlar, biri yoksa
ulusçuluk da yoktur. Türk ulusu bir yandan çağdaşlaşırken, bir
yandan da varlığını ve benliğini koruyacaktır. Ne tarihsel köklerinden
kopacak, ne de geçmişe bağlanıp kalacaktır. Kısacası tarihsel
köklerinden çağdaş uygarlığa yükselecektir. Bu nedenle Türkiye
hükümetlerinin bugün sergilediği Avrupa Birliği’ne giriş tarzı,
IMF ile ilişkileri Atatürk ulusçuluğu ile bağdaşmaz. Çünkü Türkiye
kendi varlık ve benliğine sahip çıkmıyor. Köklerinden koparılıyor.
MUSTAFA
AYKUT AKŞİT Atatürk ve Türk Milliyetçiliği
Mustafa Kemal Atatürk, toplumun kurtuluşu
olarak Türk milliyetçiliğinden başka çare olmadığını görmüş, kurduğu
Cumhuriyet’in temel direği yapmıştır. Bu temel direk içimizdeki
dönmeler, devşirmeler, dönekler ve ihanet odakları tarafından
kemirilmiştir. Bugün de TBMM’de “Ben Türk’üm” dememek için özen
gösteren milletvekilleri vardır. Bugün de devletin kilit noktaları
sosyo-etnik yapılı kimliği karanlık adamlar tarafından doldurulmuştur.
Görevlerinin ne olduğu ise yaptıkları işlerden belli olmaktadır.
Efendileri yüzyıl öncekilerin efendileri emperyalist devletlerdir.
Hedefleri Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaktır.
Doç.
Dr. YILDIZ SERTEL Kurtuluş İçin
Ulusal Birlik
Türkiye’nin aslında bir işgal altında
olduğu söylenebilir. Siyasal iktidar artık Amerikan emperyalizmine
tam olarak teslim olmuş durumdadır. Medyanın büyük bir bölümü
onun sözcülüğünü yapmaktadır. İşbirlikçi aydınlar, 2. cumhuriyetçiler
de bu cephededir. Türkiye’nin milli bağımsızlığını tehlikeye sokan
güçler iktidardadır. Üstüne üstlük ekonomimiz tamamiyle IMF ve
Dünya Bankası’nın elindedir. Bu yolla ekonomimiz batırılmakta,
geniş kitleler açlık ve sefalete sürüklenmektedir. Askeri açıdan
da bağımsızlığımız ve ulusal güvenliğimiz tehlikededir. Böyle
bir durumda milli bir refleksle, milli güçlerin birleşmesi çok
doğaldır.
Prof.
Dr. EROL MANİSALI Kapitalizm ve
Piyasa Ekonomisi
Batı kapitalizmi adeta bir şatonun içine
kapanıyordu; dış dünya ile bağlantıyı, derebeyinin şatosundan
zincirlerle indirilen bir asma köprü gibi “piyasalar” sağlayacaktı.
Kaleden dışarıya Batı kapitalizminin askerleri olan şirketler,
sermaye, mallar ve hizmetler çıkabileceklerdi. Piyasa düzeninin
bir ucunda kazananlar, diğer tarafında kaybedenlerin bulunması;
sistemin buna göre ayarlanması çok daha kolaylaşacaktı. Kapitalizmin
dev şirketleri Piyasa düzeni içinde kendileri kazanırken Batı
ülkelerine de kazandırıyorlardı. Buna karşılık diğer ülkeler sanayide,
tarımda kaybetmeye mahkumdular. Piyasa oyununda “şike” vardı.
Dr.
HALİT KAKINÇ Kavramlar Açıklayıcılığını
Yitirirken
Uluslararası ilişkiler disiplini, daha
ziyade bir “Amerikan Sosyal Bilimi” olarak nitelendirildiği için,
kavramlar yönünden bir tür tekelleşme ile karşı karşıya kalınmaktadır.
Kavramlar ve bu kavramların kullanıldığı araştırmalar, %100’e
yakın bir oranda batı kaynaklıdır. Ve söz konusu araştırmaların
gerçekleştirildiği çevreler, Türkiye’ye pek benzemeyen kültürel
ve düşünsel ortamlardır. Farklı kapasitelere, farklı önceliklere
ve farklı hedeflere yöneliktir. Kavramlar, genelde o dil ve kültürün,
diğer bir deyişle onları kullanan toplumların deneyimlerinden
bağımsız olamayacağına göre bu kavramlardan bir kısmını, benzer
deneyimlerimiz olmadığı için yeterince anlamlandıramadığımızı
düşünüyorum.
GÜNGÖR
TÜRKELİ 19 Mayıs’tan 28 Şubat’a
Devrim-Karşıdevrim-İhanet Süreci
1939’un Nisan ayında hem İngiltere hem
Fransa’yla dostluk anlaşması imzalar İsmet İnönü. Bu eylem Atatürk’ün
dış politika ilkeleri açısından dönüşün ilk işaretlerindendir.
Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından verdikleri mülakatlarla
tepkilerini dile getirmiş olan Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Adnan
Adıvar, Refet Bele ve Kazım Karabekir gibi isimlerin Cumhuriyet’e
karşı tavır koymalarını içine sindiremeyen Atatürk bu isimleri
yönetimden uzaklaştırmıştı. İsmet Paşa Cumhurbaşkanı olduktan
sonra bu arkadaşlarını göreve geri çağırdı. Kimisini bakan yaptı,
kimisini Meclis Başkanı ve Başkan Vekili görevine atadı.
ZEKİ
HACIİBRAHİMOĞLU Türkiye’nin Milli
Bütünlüğü ve Güvenliği
Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü olduğunu
dosta ve düşmana duyurmak çok önemlidir. Batı, Türkiye’nin bitişiğinde
ve içinde bir kukla devlet kurmak gayreti içindedir. Bu amaçla
ayrılıkçı terörizmle mücadele hakkımızı tanımaz, PKK’ya özgürlük
mücahitleri muamelesi yapar, çatışmalarda ölen teröristleri yargılamadan
idam edilmiş masum siviller olarak ilan eder... Türkiye’de demokratik
bir rejim olduğunu da kabul etmez. Bunlar, yerli işbirlikçilerinden
devamlı destek alırlar. Bu işbirlikçiler Türkiye’yi bölmeye çalışan
batı çevreleri ile işbirliği içindedir.
|