İleri Dergisi Sayı: 18/19: Solculuk, Milliyetçilik, Kuvayı Milliyecilik

 

Solculuk, Milliyetçilik, Kuvayı Milliyecilik

GÖKÇE FIRAT Solculuk, Milliyetçilik, Kuvayı Milliyecilik
Mazlum millet ideolojisi, Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminde başlayan bir dönemin en özgün ürünüdür. Dönem, bir yandan emperyalizme karşı Türkiye’de bir Kurtuluş Savaşı’nın verildiği dönemdir. Bu savaş, mazlum milletlerin uyanışının ilk işaretidir. Ancak bir ideoloji olarak Türk Devrimi’nin mazlum millet ideolojisine katkısı, bu savaşla sınırlı kalmayacak, en son 6 Ok’ta program haline getirilecektir. Kuvayı Milliye, bir ittifakçılık ya da aşure idaolojisi değil mazlum milletler için bütünsel, küresel bir bakış açısıdır. Tüm ezilen ülkeler için geçerlidir. Bizim ülkemizde ise lideri Atatürktür o nedenle ideolojinin adı Atatürkçülüktür.

GÜNEŞ AYAS Türkiye’de Sol, Marksizm ve Milliyetçilik
Türkiye’de solun Türkiye’yle bir ilgisi olmadığı ortadadır. Ama onun solla da ilgisinin olmadığını ortaya koymak gerekir. Dünyada bütün sol hareketler milliyetçiyken bizde solun vatansız olması bunun kanıtıdır. Dünyadaki bütün sol hareketler Atatürk’ü sahiplenirken Türkiye’deki solun Atatürk düşmanı olması bunun kanıtıdır. Türkiye’de sol, bu yüzden ne Türktür ne de sol. Gerçekten sol olmadığı için niçin Türk olması gerektiğini kavrayamaz. Hiçbir zaman kendini Türk saymadığı için de tutarlı bir antiemperyalist olamaz, bu yüzden solcu olma şansı da kalmaz.

ERKİN YURDAKUL Neden İlle de Solculuk
Tam bağımsızlığı temel alan, dünya çapındaki mücadelede sol cephede yer alan, bir halk devleti çizgisi bizzat Atatürk’ün 20 yıla varan mücadelesi içinde adım adım yaratılmıştı. Artık bu noktadan sonra solun birleştiriciliğini tartışmanın abesliği ortadadır. Solun programı Türk devletinin Atatürk zamanındaki Anayasası’na mal olmuş bir programdır. Sol, Türk iktidarının özünde yer almaktadır. Bu yüzden siyasette değil Türklükte birleşenlerin siyasal mücadelede sola açık olmalarına şaşırmanın da anlamı yoktur. 60 yıllık iktidardan sonra ise sağcılığı Türk milletine Kuvayı İnzibatiye’nin gücü bile kabul ettiremez.

KAYA ATABERK Türk Solu’nda Milliyetçilik ve Sosyalizm
Sultangaliyef’ten günümüze gelen ulusal sol çizginin bugün yeniden milliyetçi mücadelenin başına geçebilmesi ancak Batıcı şablonlara karşı mücadele etmekle mümkün olacaktır. Milliyetçiliğin burjuvaziden, solun da enternasyonalizmden arındırılması bunun en önemli adımı olacaktır. Milliyetçiliğin ve sosyalizmin tutarlı birliği bu yoldan yükselecektir.

İNAN KAHRAMANOĞLU Türkiye’de “Milliyetçilikler” ve Atatürk Milliyetçiliği
Milliyetçilik sömürgeci parçalamaya karşı milleti varetme mücadelesini ortaya koyduğu için gerçekçi bir fikirdi. Atatürk milliyetçiliği Anadolu’yu işgal eden emperyalistlere karşı Türk milletinin kurtuluş ideolojisi olarak ortaya çıkmış ve başarılı da olmuştu. Bu, aynı zamanda Atatürk’e gelinceye kadar ortaya atılan milliyetçiliklerin hatalarının ortaya çıkması ve bunun sonucunda da bu milliyetçiliklerin tasfiyesi anlamına geliyordu. Atatürk milliyetçiliği de bu noktadan itibaren Türk milliyetçiliğinin en son aşamasıydı. Yani Türk milliyetçiliği artık Atatürk milliyetçiliğiydi.

ALİ ÖZSOY Milliyetçi Tavrı Kim Aldı?
Soğuk Savaşın başladığı yıllarda ABD ilginç bir “milliyetçilik” türü yaratır. Bu milliyetçiliğin temel ekseni komünizm düşmanlığıdır. Ancak buradaki komünizm Amerikan çıkarlarına göre ve muğlak biçimde tanımlanır. Sömürgecilik karşıtı hareketlere önderlik eden devrimcilerin hepsi “komünist”tir. O zaman milliyetçilik emperyalizme karşı çıkanlara karşı savaşmalıdır. Çünkü aslında onlar “halkı kandıran ve duygularını istismar eden komünist ajanlar!”dır. Böylelikle tüm dünyada gerçek milliyetçi hareketler millet düşmanı, tüm dünya milletlerinin düşmanı ABD ise milliyetçilerin dostu ilan edilir.

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN Milliyetçiliğimiz Ve...
Ezilen ulusların, sanayi toplumlarının tekelci, kapitalist emperyalist büyümesine ve uluslar arası egemenliğine karşı direnmesinin gücü olan milliyetçilik, Atatürk Türkiyesi’nde büyüklenme, üstünlük kurma, yayılma, ele geçirme, egemenliğini benimsetme değil, ulusların eşitliğini, karşılıklı güven ve saygıyı öngören barışçı bir anlayışa dayanmaktadır. Türk Devrimi’nin birbirini tümleyen ilkelerinden biridir. Her tür bölücülüğe ve ayrımcılığa, ulusal değerlerden ödün vermeye karşıdır. Ülkemizde milliyetçilik soylu, çağdaş, yapıcı bir anlayışla benimsenmiştir.

EMİN SAMİ ARISOY Türk Solu, Türktür ve Soldur!..
Türkiye’de sol ambalajıyla sergilenegelen müsamereyi Türk Solu olarak nitelemek isteyen nakıs bir zihniyetin varlığı malum. Oysa, Türkiye’deki solun Türk Solu ile hiçbir ilgisi olmadığı gibi, şaka değil, acı bir gerçek; sol ile de hiçbir ilgisi yok!.. Türkiye’deki sol ne Marksist ekonomik fikirleri savunuyor, ne felsefi kökeni Marksizm ne de emperyalizmle sömürülen ulusların çelişkisi umurunda!.. Türklükle de hiçbir yakınlığı yok. Sonuçta ne Türk ne de sol!.. Oysa, Türk Solu, adı üstünde, Türktür ve soldur. Türk Solu, Türk Milliyetçiliği temelinde ve Kemalizm’le biçimlenen tarihsel bir süreç, tarihsel bir olgudur.

ÖNER YAĞCI Yurtseverlik ve Sol-Sağ Ulusalcılık-Milliyetçilik
Sol, kendi ülkesine küfretmeyi değermiş gibi benimseyemez, kendi ülkesinin zayıflaması için elinden geleni yapamaz, kendi tarihine küfredemez, ulusal değerlerinden ödün vermeyenleri çağın gerisinde kalmak ve milliyetçi olmakla suçlayarak prim yapmaya çalışamaz. Bu olamazlara evet diyen, bunlarla ortaya çıkan solun ulusalcı ve yurtsever çizgisini savunan sağ varsa; milliyetçiyim, yurtseverim ve bunları savunuyorum diyen sağ varsa; elbette sol onunla birlikte savaşım vermelidir, vermek zorundadır. Yaşanan; sağ-sol birleşmesi ya da bütünleşmesi değil, yurtseverlerin dünün Türkiye’sindeki yanlışlıklarını belirlemeleri ve emperyalizmin dayatmalarına karşı ulusal değerleri savunarak kendilerini yeniden tanımlamalarıdır.

BEDRİ BAYKAM Tek hedef Atatürkçülüğün yeniden iktidar olmasıdır
Sağ ve sol tarihte hep olmuştur. Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’nda da olmuştur ve bugün de vardır. Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu model net bir siyasi iktisadi modeldir. Kemalizm ırkçılığı dışlayan, savaşı dışlayan, dil, din, ırk ayrımını dışlayan, vahşi kapitalizmi dışlayan, gerçek anlamda geleceği kucaklayan gerçek anlamda felsefi bir doktrindir. Siyasi temelleri vardır, iktisadi temelleri vardır, kültürel temelleri vardır, insani temelleri vardır ve aradan yüzyıl geçmesine rağmen ayakta bu kadar sağlam durmasının özünde Kemalizmin bu derin temeller üzerine kurulu olmasının getirdiği sağlam yapı vardır.

CEMAL ŞENER Türkçü-Devrimci Diyaloğu Üstüne
Lenin’in 1920’lerde savunduğu “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” düşüncesi tahrif edilerek, adeta karikatürize edilerek bizde savunuldu. Bu anlayışla Türk solu önce kendi ulusuna karşıt hale getirildi. Yani ezen ulusa karşı olma adı altında Türk karşıtı, Türk düşmanı olarak eğitilmeye çalışıldı. Halbuki, tarih değişik dönemlerde göstermiştir ki, ulusal menfaatlerini savunamayan, milli menfaatlerini savunamayan anlayışın evrensel olabilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu anlayış Türk gençliğini kendi ulusal menfaatlerini savunmaktan alıkoymaktır. Bu anlayış Türk gençliğini etnik bölücülerin Sevr’cilerin dümen suyunda yüzdürmektir.

PROF. DR. MUSTAFA ERKAL Yeniden Varolmak, Yeniden Dirilmek: Kuvayı Milliye
1919’daki gibi Türk milleti yok edilmek istenmektedir. İnsanların yeniden Kuvayı Milliye diyerek birleşmelerinin nedeni de buradadır. Millet yeniden uyanmakta ve direnmektedir. İlk Kuvayı Milliye hareketi tabii olarak milliyetçilik üzerinde yükseldi. Bugün de Kuvayı Milliye Türkiye’nin milli birlik ve bütünlüğünü, milli bağımsızlığını esas alır. Bunun dışındaki hareketler Kuvayı Milliye’ye karşı hareketlerdir. Herkes dün olduğu gibi bugün de birleşmek, güçlerini bir araya getirmek durumundadır. Ülkemizin bizden beklediği hizmete; menfaat dışı, reklam dışı, küçük hesaplar yapmadan gerçekleri görerek koşmalıyız.

Prof. Dr. ŞENER ÜŞÜMEZSOY Solculuk, Ulusçuluk ve Kuvayı Milliyecilik Kavramlarının İdeolojik ve Politik Kapsamları
Ulusallığın 18. yüzyıl Avrupası ile sınırlanması ve vatanın burjuvazinin pazar alanı olarak ortaya çıkışı tezi sosyolojik, antropolojik ve ekonomik politik veriler ile hiçbir gerçekliği yoktur. Ulusallığın tarihi, etnik bir bütünleşme ve teritoryal bir alana (vatan) yayılış tarihidir. Bu anlamda Türk ulusallaşmasının 1920’lerle sınırlanması tarihin kökünden koparılmasıdır. Türk Kurtuluş Savaşı Türk ulusallaşma sürecinin ileri bir aşamasıdır. Orta Asya Türk topluluklarından Gazneliler’in İran’ı ele geçirmeleri, Selçukluların Büyük Selçuklu devletini kurmaları İran ve Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli bir süreçtir.

Prof. Dr. CİHAN DURA Atatürk’ün Bilimsel Ulusçuluğu ve Ulusal Sol
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün “milliyetçilik” anlayışına dayanır. Atatürk ulusçuluğunun iki koşulu vardır: Türk ulusu çağdaşlaşmalıdır ve kendi ulusal varlığına ve benliğine sahip çıkmalıdır. Bu iki koşul birbirini tamamlar, biri yoksa ulusçuluk da yoktur. Türk ulusu bir yandan çağdaşlaşırken, bir yandan da varlığını ve benliğini koruyacaktır. Ne tarihsel köklerinden kopacak, ne de geçmişe bağlanıp kalacaktır. Kısacası tarihsel köklerinden çağdaş uygarlığa yükselecektir. Bu nedenle Türkiye hükümetlerinin bugün sergilediği Avrupa Birliği’ne giriş tarzı, IMF ile ilişkileri Atatürk ulusçuluğu ile bağdaşmaz. Çünkü Türkiye kendi varlık ve benliğine sahip çıkmıyor. Köklerinden koparılıyor.

MUSTAFA AYKUT AKŞİT Atatürk ve Türk Milliyetçiliği
Mustafa Kemal Atatürk, toplumun kurtuluşu olarak Türk milliyetçiliğinden başka çare olmadığını görmüş, kurduğu Cumhuriyet’in temel direği yapmıştır. Bu temel direk içimizdeki dönmeler, devşirmeler, dönekler ve ihanet odakları tarafından kemirilmiştir. Bugün de TBMM’de “Ben Türk’üm” dememek için özen gösteren milletvekilleri vardır. Bugün de devletin kilit noktaları sosyo-etnik yapılı kimliği karanlık adamlar tarafından doldurulmuştur. Görevlerinin ne olduğu ise yaptıkları işlerden belli olmaktadır. Efendileri yüzyıl öncekilerin efendileri emperyalist devletlerdir. Hedefleri Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaktır.

Doç. Dr. YILDIZ SERTEL Kurtuluş İçin Ulusal Birlik
Türkiye’nin aslında bir işgal altında olduğu söylenebilir. Siyasal iktidar artık Amerikan emperyalizmine tam olarak teslim olmuş durumdadır. Medyanın büyük bir bölümü onun sözcülüğünü yapmaktadır. İşbirlikçi aydınlar, 2. cumhuriyetçiler de bu cephededir. Türkiye’nin milli bağımsızlığını tehlikeye sokan güçler iktidardadır. Üstüne üstlük ekonomimiz tamamiyle IMF ve Dünya Bankası’nın elindedir. Bu yolla ekonomimiz batırılmakta, geniş kitleler açlık ve sefalete sürüklenmektedir. Askeri açıdan da bağımsızlığımız ve ulusal güvenliğimiz tehlikededir. Böyle bir durumda milli bir refleksle, milli güçlerin birleşmesi çok doğaldır.

Prof. Dr. EROL MANİSALI Kapitalizm ve Piyasa Ekonomisi
Batı kapitalizmi adeta bir şatonun içine kapanıyordu; dış dünya ile bağlantıyı, derebeyinin şatosundan zincirlerle indirilen bir asma köprü gibi “piyasalar” sağlayacaktı. Kaleden dışarıya Batı kapitalizminin askerleri olan şirketler, sermaye, mallar ve hizmetler çıkabileceklerdi. Piyasa düzeninin bir ucunda kazananlar, diğer tarafında kaybedenlerin bulunması; sistemin buna göre ayarlanması çok daha kolaylaşacaktı. Kapitalizmin dev şirketleri Piyasa düzeni içinde kendileri kazanırken Batı ülkelerine de kazandırıyorlardı. Buna karşılık diğer ülkeler sanayide, tarımda kaybetmeye mahkumdular. Piyasa oyununda “şike” vardı.

Dr. HALİT KAKINÇ Kavramlar Açıklayıcılığını Yitirirken
Uluslararası ilişkiler disiplini, daha ziyade bir “Amerikan Sosyal Bilimi” olarak nitelendirildiği için, kavramlar yönünden bir tür tekelleşme ile karşı karşıya kalınmaktadır. Kavramlar ve bu kavramların kullanıldığı araştırmalar, %100’e yakın bir oranda batı kaynaklıdır. Ve söz konusu araştırmaların gerçekleştirildiği çevreler, Türkiye’ye pek benzemeyen kültürel ve düşünsel ortamlardır. Farklı kapasitelere, farklı önceliklere ve farklı hedeflere yöneliktir. Kavramlar, genelde o dil ve kültürün, diğer bir deyişle onları kullanan toplumların deneyimlerinden bağımsız olamayacağına göre bu kavramlardan bir kısmını, benzer deneyimlerimiz olmadığı için yeterince anlamlandıramadığımızı düşünüyorum.

GÜNGÖR TÜRKELİ 19 Mayıs’tan 28 Şubat’a Devrim-Karşıdevrim-İhanet Süreci
1939’un Nisan ayında hem İngiltere hem Fransa’yla dostluk anlaşması imzalar İsmet İnönü. Bu eylem Atatürk’ün dış politika ilkeleri açısından dönüşün ilk işaretlerindendir. Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından verdikleri mülakatlarla tepkilerini dile getirmiş olan Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Adnan Adıvar, Refet Bele ve Kazım Karabekir gibi isimlerin Cumhuriyet’e karşı tavır koymalarını içine sindiremeyen Atatürk bu isimleri yönetimden uzaklaştırmıştı. İsmet Paşa Cumhurbaşkanı olduktan sonra bu arkadaşlarını göreve geri çağırdı. Kimisini bakan yaptı, kimisini Meclis Başkanı ve Başkan Vekili görevine atadı.

ZEKİ HACIİBRAHİMOĞLU Türkiye’nin Milli Bütünlüğü ve Güvenliği
Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü olduğunu dosta ve düşmana duyurmak çok önemlidir. Batı, Türkiye’nin bitişiğinde ve içinde bir kukla devlet kurmak gayreti içindedir. Bu amaçla ayrılıkçı terörizmle mücadele hakkımızı tanımaz, PKK’ya özgürlük mücahitleri muamelesi yapar, çatışmalarda ölen teröristleri yargılamadan idam edilmiş masum siviller olarak ilan eder... Türkiye’de demokratik bir rejim olduğunu da kabul etmez. Bunlar, yerli işbirlikçilerinden devamlı destek alırlar. Bu işbirlikçiler Türkiye’yi bölmeye çalışan batı çevreleri ile işbirliği içindedir.